A+ A A-

Kültepe (Kaneş)

  • fatih tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 5934

Makale Dizini

ImageKültepe Kaniş Krallığı'nın merkezi ve Anadolu'daki Assur Ticaret Kolonileri sisteminin baş şehri olan Kültepe, Kayseri'nin hemen 5 km kuzeydoğusundadır. Eski adı Kaniş veya Neşa'dır. Erciyes'in (eski Aşkaşipa veya Argeus) eteğinde, bereketli bir ovanın ortasında, Sivas'tan gelen doğu-batı, Malatya'dan geçen güneydoğu-batı ve güneyden kuzeye ulaşan tarihi ve doğal anayolların birleştiği noktada yer alır. Doğanın sağladığı bu avantaj, onun eski dünya ticaretinde, siyasetinde önemini arttırmış ve M.Ö. 3. binin sonlarından itibaren ve özellikle 2. binin ilk çeyreğinde Anadolu-Suriye-Mezopotamya arasında önemli bir ticaret, ve kültür merkezi olmasını sağlamıştır.

Image. Kültepe iki bölümden oluşmaktadır. Kaniş/Tepe/Höyük: Etrafındaki ova seviyesinden 21 m. yükseklikteki höyük yaklaşık 550x500 m çapındadır. Orta Anadolu höyüklerinin en büyüklerinden biridir. 1893 yılından 1925 yılına kadar çeşitli aralıklarla yapılan sitemsiz kazılar ve höyük toprağının tarlalara gübre olarak taşınması nedeniyle çok tahrip görmüştür. Karum/Aşağı Şehir: Assurluların karum-liman dediği Aşağı Şehir, Tepe'yi, çevirmektedir. Yerleşim katlarının yüksekliği, Karum'un bazı kesimlerinde, ova seviyesinden 2 metreyi bulmaktadır. Tüm eski yerleşim alanının Tepe ile beraber çapı da, 2.5 km.ye erişmektedir. Tepe uzun ömürlü, Karum ise kısa, en çok üçyüz sene iskan edilmiş bir alandır. Kazı ve araştırma tarihçesi Kültepe adı, dünya müzelerine ve eski eser pazarlarına dağılan ve "Kapadokya tabletleri" olarak tanımlanan çivi yazılı belgelerin ilk ortaya çıktığı 1871 yılından beri bilinmektedir. Kültepe'yi 1881'de ilk kez ziyaret eden Th. G. Pinches, ilk kazıyı (1893-1894) yürüten ise Ernst Chantre�dır. Onu 1906�da H. Winckler ve H. Grothe'nin yine Tepe'de yürüttükleri kısa süreli kazılar izlemiştir. B. Hrozny 1925�de önce Tepe, sonra ilk defa, Karum'da kazmıştır. Karum'da açığa çıkardığı 1000 tablet bu yazılı belgelerin esas kaynağının Tepe'de değil, aşağı şehirde yani Karum'da olduğunu göstermiştir. Kültepe'de ilk sistemli kazılar Prof.Dr. Tahsin Özgüç tarafından 1948 yılında, Türk Tarih Kurumu adına başlatılmış olup, kendisinin 2005 yılındaki vefatına kadar sürdürülmüştür. Prof.Dr. T. Özgüç, yaptığı kazı sonuçlarını hemen yaptığı yayınlarla bilim alemine sunarak Türk arkeolojisine çok önemli katkılarda bulunmuştur.O�nun yaptığı yayınlar, sadece Anadolu tarihini değil, ama aynı zamanda Önasya tarihinin aydınlatılmasını sağlamıştır. Kültepe'de Aşağı Şehir/Karum alanında yapılan kazılar her yıl sürekli olarak gerçekleştirilirken, 1955'de başlanan sitadel/Kaniş/Tepe kazıları ise aralıklı olarak 1983 yılına kadar sürdürülmüştür. Kaniş/Tepe'de sürdürülen kazılarda, beş ayrı kültür çağına ait 18 yapı katı saptanmış olup, en erken yerleşim Eski Tunç Çağı I'e tarihlenmektedir.Kültepe'de hem Kaniş hem de Karum alanında tespit edilen en geç dönem kalıntıları ve buluntuları Selçuklu dönemine aittir. Selçuklu Sultanı II. Keyhüsrev sikkesi (639) Karum'da satıh toprağının altında bulunmuştur Ancak, Kültepe/Kaniş, varlığını ve adını, günümüzden yaklaşık beş asır öncesine kadar korumuştur. Bugünkü Ankara Etnoğrafya Müzesinde korunan Hicri 1027 tarihli 20 nolu Kayseri Mahkeme sicillerinde, adı Karye-I Kınış olarak kayda geçmiştir. Selçuklu Sultanı II. Keyhüsrev sikkesi (639) Kültepe-Kaniş Tabakaları: Höyük'teki son iki kültür dönemini Roma (1-2 kat) ve Helenistik (3 kat)çağ temsil eder. Kültepe, bu çağlarda Kayseri�nin gölgesinde kalmış küçük, fakat müstahkem bir şehirdir. Helenistik çağa ait boya nakışlı vazodaki atla arslan avı sahnesi, Anadolu'da üniktir. Kültepe, Geç Roma çağının son safhasında terk edilmiş ve bir daha yerleşilmemiştir.

14 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi