Arkeo.Org

Arkeoloji Mitoloji ve Sanat

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
İnsanlığın Şafağı
nilipahri tarafından yazıldı   
Cumartesi, 17 Mayıs 2008 23:15

İnsanlığın ağır evriminin cilalı taş devrine ulaşmasında sonra, Ortadoğu İ.Ö. IV. Binyıldan başlayarak büyük dönüşümler geçirir. Nil ve Fırat çevresinde iki uygarlık yeşerir. Nehirlerin bereketli bir mil getiren taşkınlarını dizginlemek, suları paylaştırmak, tahılları ambarlamak,

ortak bir disiplin, bir yönetim, bir devlet yada site-devletler gerektirir. Sümerlerle firavunların Mısır’ıyla ilgili olarak ‘su toplumları’ deyimini kullananlar olmuştur. Hiçte abartılı değildir bu deyim : çünkü ilk imparatorluklar, yazı, kısacası tarih insanların sulara egemen olmalarının sonucudur. Sümer kentleri böylece oluşmuş, birbirlerine üstünlük sağlama yolunda bitmek bilmeyen savaşlardan sonra, Akkad’lı Sargon’un ya da Babil’li Hammurabi’nin imparatorluklarına boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Mısır, birliğe daha erken kavuşur; bunun bir yandan denizin, Sina çölleri ve Sina kıstağının ülkeyi istilalardan uzak tutması, bir yandan da Eski ve Orta imparatorluk dönemi firavunlarının titiz bürokrasisiyle dinsel baskı yöntemi sağlar. Aynı çağlarda, ilk iki imparatorluk istilanın uğultularıyla çalkalanırken: Mezopotamya’da Kassit’ler. Mısır’da Hiksos’lar tarihte yeni bir dönem açarlar.
Onları da başka halklar buralara sürmüştür. Tanımı gereği, evrensel tarih yazının belirlenmesiyle başlar ancak. Her zaman kesin bir biçimde olmasa bile ilk siyasal oluşumları, tanıdığımız en eski toplumları egemenlikleri altında tutmuş olan ilk tanrıları, ilk hükümdarları tarihlendirip adlandırmamızı yazı sağlar. (İ.Ö. IV. Binyıl)

 



TARİHÖNCESİ
    Paleontoloji, insanın tarihöncesi süresince geçirmiş olduğu evrimi ana çizgileriyle belirlemeye çalışan bilim dalıdır. Ayakta yürüyen ve taşları araç olarak kullanan ‘australantropiyen’ lerin yaklaşık bir milyon yıl önce, Dördüncü zamanda Güney Afrika’da belirir. Daha sonra Asya, Endonezya, Afrika ve Avrupa’da ‘archantropiyen’ ler görülmüştür. Cava ‘pitekantrapus’u ve Pekin ‘sinantropus’u gibi ‘Paleantropiyen’lerde taş yontmacılığı yetkinleşmiş, beyin hacmi büyümüştür. Bunların Avrupa olunu, kaş kemerleri çıkık ‘Neandertal İnsanları’ oluşturur. Neandertal İnsanlarının yerinide İ.Ö. 30 000 yıl önce, daha gelişmiş insanlar olan Cro-Magnon insanlarına benzeyen ‘neantropiyen’ler almış ve böylece bir eşik aşılmıştır.
    İnsanoğlunun doğa tarihinden farklı kendine özgü bir tarih oluşturması, onun doğaya bilinçli ve etkin müdehalesi ile başlar: Alet yapımı. Bu müdehale ile insan, b,r yandan doğayı dönüştürürken öte yandan kendi de dönüşür.
    Geçimini, avcılık, toplayıcılıkla sağlayan, gruplar halinde dolaşan, göçebe insanıdır bu. İnsanlığın bütün tarihinin %98’i bu dönemdedir. Arkeologlar Paleolitik dönem yada Yontma taş devrş derler. Jeologlar ise Pleistosen.
    Bundan 10 000 yada 12 000 yıl kadar önce, Yakındoğu’da insanoğlu tarıma ve evcilleştirilmiş hayvancılığa geçti. Göçebelikten yerleşikliğe geçiştir bu aynı zamanda. Arkeologların Neolitik dönem yada Cilalı taş devri dedikleri . . .

NEOLİTİK DEVRİM
    İnsan o zamana kadar çeşitli hayvanlar, balıklar, meyve ve bitkilerle beslenmiştir. Yeni tüketim alanları bulmak ve bunun içinde sürekli yer değiştirmek zorundadır.neolitik çağda üretici duruma gelen insan, toprağı sürer, sular, bitki türlerini ayıklayıp eker ve hayvanları evcilleştirir.
    Tarım ve hayvancılık insanlara yepyeni yaşam olanakları sağlar. Bunlara çömlek ve seramik yapımıyla, bakır, altın gümüş gibi madenlerin işlenmesi de eklenir.  Eski Dünya da neolitik çağın ilk merkezleri Akdeniz Yakındoğu’su, İran, Anadolu, Trakya ve Makedonya’dır. Bu dönem İ.Ö. 8 000 yılına doğru başlar. Suriye’de Filistin’de yapılan kazılarda silo kalıntıları, taştan oraklar, kaseler, havan ve havanelleri, çiğ tuğladan yapılmış ev kalıntıları ortaya çıkmıştır.
    Kentler bu evrimden doğmuştur. Irak’ta Yarmo, Filistin’de Eriha, Türkiye’de Çatalhöyük ve Alacahöyük dünyanın ilk kentleri arasında sayılabilir.
    Bu neolitik uygarlıkların altın çağı VI. Binyıldır. Bu çağda seramik her yanda gelişmiş, duvar resimlerinde ve kilden kabartmalarda av ve dans sahneleri, ilk tanrıların başları görülmüştür. Mezarlardaki ilk ölü eşyaları ölümden sonra ki yaşam inancına tanıklık yapar.
    Mısır ve Kuzey Afrika, Batı Asya’ya göre biraz geri kalmıştır. Nil vadisinde neolitik uygarlığın belirmesini İ.Ö. 5 000  yılına doğru, tarımcıları ve hayvancılarıyla Filistin etkileri kolaylaştırmış olabilir. Ama Mısır arayı çabuk kapatacaktır. Fırat Vadisi gibi Aşağı Nil vadisi de yepyeni bir evreye sahne olur IV. Binyıl içinde.
    Siteye dayalı dinsel-siyasal bir hiyerarşiyle yönetilen, sulamaya dayalı bir tarımla geçinen, madenleri işleyen ve yazıyı bulan örgütlü bir uygarlık doğmuştur. Toprakların su taşkınıyla durmadan yenilenen benzersiz verimliliği, insana ancak ortak bir disiplin sağlayacak, toplum çerçevesinde yardımcı olabilirdi.
    Bent ve kanallarım, yapım ve bakımı, kurallar, yasalar ve bir denetmenler bürokrasisini gerektirmekteydi ve aynı oldu Çin’de İndüs ve Sarı Irmak vadilerinde de ortaya çıktı.
    Ama işe, insanlığın büyük yürüyüşünü kronolojik açıdan başlatmış olan uygarlıkları yani Mısır ve Sümer uygarlıklarını incelemekle başlamak gerekir....
    

feed0 Yorum Var

Yorum yaz!

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 04 Ağustos 2008 09:45 )
 

Arkeoloji Son Başlıklar

İstanbul Üniversitesi'nin Yaptığı Kazılar (1932 – 2000)

İstanbul Üniversitesi'nin 1932'den 2000'e kadar yapmış olduğu kazılar.1-    Yarumburgaz Cave : Güven ARSEBÜK ve Mihriban Özbaşaran (1988-1990)2-    Yarımburgaz Cave :...

Arkeoloji | nilipahri

Devamı

Kategori: Arkeoloji

E-Mail Aboneliği

E-Mail adresinizi girin,
yeni yazılar anında adresinize gelsin:

Delivered by FeedBurner